Hem Kuzey Afrika’da, hem de Kanarya Adaları’nda yaşayan Amazigh halkı Kürt mücadelesine çok uzun zamandan beri ilgi duyuyor. Kürtlerin verdikleri mücadeleyi yakından takip ediyor. Amazigh halkı Kürt halkının mücadelesini kendine referans olarak alıyor. Şunu bilmenizi isteriz ki Amazighlerin yüreği Kürtlerle atıyor. Ama ellerinde fazla bir şey gelmiyor.

ERKAN GÜLBAHÇE / STRASBOURG

“Kürt halkı aynanın karşısına geçsin aynada Amazighleri görecektir. Aynı şekilde Amazighler aynanın karşısına geçtiğinde Kürt’ü görecektir” diyen Tumas Mora Mora Kanarya Adaları’nda yaşayan bir Amazighli. Mora Mora’dan Amazigh halkını ve mücadelesini duyunca adeta “Kürtlerin ruh ikizleri halkı“ demek geldi içimden.

Amazighli Tumas Mora Mora. Amazigh Tamazigh dilinde “Özgür insan” anlamına gelir ve Kuzey Afrika’nın yerli halkıdır. “Berberi“, Kartaca döneminde Roma İmparatoru tarafında Amazigh halkına verilmiş bir lakap.

Lüksemburg’dan Strasbourg’a Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için düzenlenen uzun yürüyüşe 17 ülkeden gelen 200 enternasyonalistle birlikte katılan Mora Mora’yı orada tanıdık. Mora, katıldığı uzun yürüyüşe ilişkin, “Biz Abdullah Öcalan’ın Demokratik uygarlık Manifestosu’nu okuduktan sonra eyleme katılma kararı aldık” deyince, Öcalan’ın Demokratik Uygarlık Manifestosu’nun gücünü bir kez daha fark etmiştim.

Kanarya Adaları’nda ve Kuzey Afrika’lı olan Amazigh halkı da Kürtler gibi birçok devletin sömürgesi altında yaşıyor. Kürtlerin yaşadığı soykırımı ‘Bizler de beyaz katliam olarak yaşıyoruz’ diyen Amazigh halkı, Kürt halkının özgürlük mücadelesini kendine referans alıyor. İspanya’nın özerk bölgesi Kanarya Adaları’na bağlı Tenerife adasında yaşayan Mora, kendisini Kanarya Adaları’nın bağımsızlığını savunan bir ‘militan’ olarak görüyor.

 

Kanarya Adaları Amazigh Ulusal Kongresi (Alternativa Nacionalista Canaria/ANC) Üyesi Tumas Mora Mora, gazetemizin sorularını yanıtladı.

Ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Kanarya Adaları’nda yaşayan kendilerini Amazigh olarak adlandıran, daha doğrusu Amazgh olduğunu fark eden, bir grup ile, Kanarya Adaları’nın İspanyol devletinin işgalinden kurtarıp özgürlüklerine kavuşmaları siyasi çalışma yürütüyoruz. Temel amacımız İspanyol devletinden kurtulup bağımsızlığımızı kazanmak. Bunu yaparken legal alanda kalmaya önem veriyoruz. İspanya devleti tarafında Kanarya Adaları turistik amaçlı kullanılıyor. Doğal çevre kirletiliyor. Gün geçtikçe tahribatın boyutu büyüyor ve geri dönülmez bir hal alıyor. Kanarya Adaları üzerinde birileri muazzam para kazanırken, yerli halkı ise açlık ve sefalet içinde hayatını idame ettirmek zorunda kalıyor. Kanarya Adaları‘ndaki halkın emeği kapitalistlere peşkeş çekiliyor.

Kanarya Adaları’ndaki Amazigh halkının durumundan bahseder misiniz?

500 yıldır İspanya emperyalizm ve kolonyalizmi bizim topraklarımızı işgal etmiş ve bizi köleleştirip sömürüyor. Özgürlük hakkımız elimizden alınmış. Kendimizi yönetme hakkımız ve emek harcayarak kazandığımız tüm değerlerimiz, yüzyıllardır yaşadığımız gelenek ve göreneklerimiz elimizden alınıp yok edilmiş. Yüzyıllardır İspanyol emperyalistleri bizi Amazigh olarak kabul etmediği gibi İspanyalılaştırmak için büyük bir çaba içerisinde. Özgürlüğümüzü elde etme adına bir mücadele veriyoruz. 450 yıl boyunca dönem dönem bu sömürüye karşı sesler yükseltilse de bizler ölüm uykusuna yatmıştık. Ancak son 50 yıldır yavaş yavaş bir uyanış gerçekleşiyor. Kanarya Adaları’nda yaşayan yerli halkın tamamı Amazigh’dir. Dışarıdan bakıldığında Kanarya Adaları’nda yaşayanlar İspanyol olarak görülebilir. Ama siz Kanarya Adaları‘na gidip halkla konuştuğunuzda kimse kendini İspanyol olarak adlandırmaz.

Özgürlüğünüzü elde etmek için ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?

Halkın kendi dilini, kültürünü öğrenmesi ve politik anlamda bilinçlenmesi için bir çalışma yürütüyoruz. Kanarya Adaları’nda doğan her çocuk için çok büyük bir tehlike var. Öyle bir doktrin geliştirilmiş ki, çocuk doğar doğmaz İspanyol olması için bir çalışma var. Ve doğan çocuk, bir anlamda doğar doğmaz kendini İspanyol olarak tanıyor. Gerek okullarda, gerek İspanyolca zorunluluğundan ve gerekse vaftiz yolu ile çocuklar asimile ediliyorlar. Kurulan sistem yerli halka karşı çalışıyor ve asimilasyona hizmet ediyor. Özgürlüğümüzü geniş bir yelpazede ve geniş bir kitleyi yani halkı katarak kazanacağımıza inanıyoruz.

Yeni Özgür Politika okurlarının bizi daha iyi anlamaları için şu örneği vermek istiyorum; Türkiye’de Kürtlerin başına ne geliyor ise, Kanarya Adaları’nda da Amazigh halkının başına aynı şey geliyor. Kürtlerin yaşadığı acıları, asimilasyonu, yok sayılmayı biz Amazighler de yaşıyoruz. Şu anki durumda bir fark var. Kürtler katliamdan geçirilirken, bizler de beyaz katliama uğruyoruz. Ayrıca şunu da belirtmek isterim; bugün Kürtleri katleden zihniyetin, 1970’lerde Amazigh halkı için özgürlük isteyen birçok kişiyi de katlettiğini söylemeden geçemeyeceğim.

Kuzey Afrika’daki Amazigh halkı da aynı şeyleri yaşıyor mu?

Tabii İspanyollar Kanarya Adaları’nda bizi asimile edip hiçleştirirken, Kuzey Afrika’da da İspanyolların yaptıklarının aynısını daha fazlasını Müslümanlar Amazigh halkına uyguladı. Onları asimile ettiler ve yok saydılar. Nefessiz kalan Amazigh halkının büyük bir bölümü göç etmek zorunda kaldı. Gerek Kuzey Afrika’da Arap boyunduruğunda bulunan Amazighler, ne Müslüman, ne Yahudi, ne de Hristiyanız. Ama ne yazık ki şu bir gerçek; yüzyıllarca Amazigh halkını asimile eden, onları yok sayan, farklı bir konuma getirmek için uğraşan sömürgeciler Amazigh halkının yaşamına dini sokmuşlar. Kanarya Adaları‘ndaki Amazighlerin yaşamına Hristiyanlık hakim olduğu gibi Kuzey Afrika’daki Amazighlerin yaşamına da Müslümanlık hakim olmuştur. Kanarya Adaları’nda yaşayanlar ise, Kuzey Afrika’da yaşayanlardan biraz daha şanslı bir konumda. Kanarya Adaları’ndaki halkımız çok az da olsa kendilerini ifade ederken, Kuzey Afrika’daki Amazighlerin kendini ifade etme şansları tamamen ellerinden alınmış. Biz Kuzey Afrika’nın sahipleri iken Araplar gelip topraklarımızı işgal etmekle kalmadı, bizi yok saydılar.

Kuzey Afrika ve Kanarya Adaları’ndaki Amazigh halkı ilişkileriniz ne düzeyde?

Ne yazık ki çok uzun bir süre ilişkiler yoktu. 1997’de ilk kez düzenlenen Amazigh Ulusal Kongresi ile ilk ilişkiler sağlandı. Bu anlamda Kanarya Adaları’nda gerçekleştirilen Amazigh Ulusal Kongresi’nin gerçekleştiği günü tarihi olarak görüyoruz. Ulusal kongreye, Kanarya Adaları, Fas, Mali, Burkina Faso, Cezayir, Nijerya, Tunus, Libya, Moritanya ve özellikle diasporadan yaşayan Amazighleri temsilen 500 delege hazır bulundu. Halkımızın büyük bir bölümü Kuzey Afrika’da farklı ülkelerde yaşamalarına rağmen Kongre’yi Kanarya Adaları’nda gerçekleştirmek zorunda kaldık. Ne yazık ki Amazigh halkının yaşadığı ülkelerde diktatörlük hakim olduğu için Kuzey Afrika da gerçekleştiremedik.

Amazigh halkının nüfusu ne kadar?

Maalesef bu konuda yapılmış bir sayım yok. Bize, Kanarya Adaları’nda yaşayan halka sorarsanız hepimiz Amazigh’iz. Ha keza Kuzey Afrika’ya baktığınızda yine çoğu kendini Amazigh olarak adlandıracaktır. Ne yazık ki asimilasyon o kadar çok ilerlemiş ki Kuzey Afrika ya da Kanarya Adaları’nda yaşayan çok insan kendini Arap ya da İspanyol olarak görüyor. Dünya genelinde Amazighlerin dili Tamazigh’i konuşan insan sayısı 40 milyon diyebiliriz.

Amazigh Ulusal Kongresi’nde ne tür kararlar alındı?

Kongre sonucunda Amazigh halkının özgürlüğü için mücadele kararı alındı. Ne yazık ki ulus devletler nasıl ki Kürdistan’ı parçalara böldü, kendi boyunduruklarına aldı. Aynısını da Amazighlerin başına getirdiler. Sömürgeciler, Kürtlere neler yaşatmışsa, aynısını Amazigh halkına da yaşatmışlar. Kürtleri nasıl ki Türkiye, İran, Irak ve Suriye aralarında paylaştırdı. Amazighleri de İspanya, Fas, Mali, Cezayir, Nijerya, Tunus, Libya, Moritanya, Burkina Faso ve İspanya aralarında paylaştırdılar. Amazigh halkının arasına çizilen sınırlar sunidir. Biz bunları kabul etmiyoruz. Kabul etmediğimizi bu kongrede karara bağladık. Yani; Amazigh halkının arasına çizilen sınırların ortada kaldırılması kararı alındı.

Siz Kürt mücadelesini nasıl görüyorsunuz?

Yüzyıllardır Kürtler üzerinde vahşet uygulanıyor. Kürtler sömürülüyor, emekleri çalınıyor ve hem de katlediliyor. Kürtler yok sayıldığı gibi, yaşama hakkı da tanınmıyor. Kürtlerin en kutsal değerlerine bir tecavüz var. Kürtler haklı taleplerini elde etmek için mücadele ediyor. Diğer halkların doğuşta var olan kutsal hakları gibi kendi haklarını elde etmek kendi kader tayin hakları için bir savaş veriyor. Kürtlerin verdiği bu savaşı çok kutsal görüyor zafere ulaşmaları işin canı gönülde destekliyorum. Kürtler özgürlük mücadelesi verirken eş zamanlı yeni bir hayat kuruyor. Hem özgürlük mücadeleleri ile hem de ortaya çıkardıkları yeni yaşam ile özgürlük mücadelesi veren halklara örnek oluyorlar, aynı zamanda onlara yol göstericiliği yapıyorlar. Dayanışmanın kapılarını sonuna kadar açıyorlar. Bundan dolayı Kürtlerin verdiği mücadeleyi canı gönülden destekliyorum.

Amazigh halkı Kürtlerin verdiği mücadeleyi tanıyor mu, nasıl görüyor?

Hem Kuzey Afrika’da, hem de Kanarya Adaları’nda yaşayan Amazigh halkı Kürt mücadelesine çok uzun zamandan beri ilgi duyuyor. Kürtlerin verdikleri mücadeleyi yakından takip ediyor. Amazigh halkı Kürt halkının mücadelesini kendine referans olarak alıyor. Şunu iddia ediyorum: “Kürt halkı aynanın karşısına geçsin aynada Amazigleri görecektir. Aynı şekilde Amazigler aynanın karşısına geçtiğinde Kürdü görecektir.” Yani biz Amazighler ile Kürtler bu kadar birbirimize benziyoruz.

Kuzey Afrika çölünün ortasında bulunan Amazigh halkının bir kolu olan Tuareg Tamazigh dilini konuşan halk. Tuaregler bağımsız bir siyasi örgütlenmeye de sahiptirler. Bağımsızlıkları için mücadele veriyorlar. Halkından bir çok genç, Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesi ile dayanışmak amacı ile Kürdistan’a gitti. Tuareg halkının her eylem etkinliklerinde Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine ait bayrak flama ve dövizlere yer verilir. Hazırlanan her bildirilerinde ya da açıklamalarında Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nden bahsedilir. Şunu bilmenizi isteriz ki Amazighlerin yüreği Kürtlerle atıyor. Ama ellerinde fazla bir şey gelmiyor. İnanın ki Amazighlerin elinde gelse daha fazlasını vermeye çalışacaklar. Ne yazık ki Amazighler, çok uzun zamandan beri kendi topraklarında köle olarak yaşıyorlar. Kimsenin Amazighlerden bir haberi yok. Şu anda Amazighler özgürlük mücadelesinden ziyade, varlık mücadelesi veriyorlar.

Kürtler ve Amazighler mücadelelerini nasıl ortaklaştırabilirler?

Benim de Kürt ve Amazig halkının mücadelelerini ortaklaştırmaları ve daha fazla dayanışma içerisinde olmaları gibi bir hayalim var. Çünkü karşımızdaki düşman aynı olmasa da zihniyetler aynı. Kürt sorunun Kanarya adasında daha iyi tanıtılması için bir çabamız olacak. Gelecek senelerde, Kanarya Adaları’nda yaşayan Amazighlerin Kürtlerle ilgilendiklerini ve Kürt halkı ile dayanışmalarını yükselttiklerini göreceksiniz. Diasporada Amazigh ve Kürt dernekleri birbiriyle ilişkilenip ortak eylem etkinlik kararları alabilir.

Şunu da belirtmek isterim Kürtler, Kürdistan’da DAİŞ barbarlarına karşı mücadele ederken, Amazighler de Libya’da aynı görevi yürütüyor. Basına çok yansımıyor. Ama şu bir gerçek Libya’daki DAİŞ’e karşı mücadeleyi, Amazigh halkı yürütüyor. Demin de dile getirdim. Amazighler ve Kürtler birbirlerine çok benziyorlar.

Öcalan hakkında ne biliyorsunuz? Fikirlerini nasıl buluyorsunuz?

Öcalan’ı 1999’da düzenlenen uluslararası Komplo sırasından yakinen tanıma fırsatım oldu. Öcalan yakalandığında birçok televizyon ve gazete Öcalan hakkında yazılar makaleler ve haberler yaptı. 20 yıldır Öcalan’ı takip ediyorum ve Öcalan’ın plan projelerinde haberim var. Sol ve özgürlük düşüncelerine sahip biri olarak Öcalan’ın yakalanması beni derinden sarstı. Öcalan’ın esaretine çok üzüldüm. Kürt halkının yaşadıkları acıların aynısını, Kanarya adalarında yaşayan Amazighler yaşamasa da, Kürt Halk Önderi’ne yapılan uluslararası komplonun benzerini yaşamasa da, Kanarya adalarında yaşayan insanlar bu uluslararası komplodan  etkilendiler. Kürtlerin yaşadığı bu haksızlığı ve zulmü yüreklerinden hissetti.

Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm projesini nasıl görüyorsunuz?

Çok önemli bir proje olarak görüyorum. Özellikle sol ve sosyalist örgütlere ve bağımsızlık mücadelesi veren halklara yol gösterici rolünü oynuyor. Tüm sol örgütlerin faydalanacakları bir proje. Tüm sol örgütler aynı fikirde olmayabilir. Demokratik Konfederalizm projesi bize hitap etmiyor diyebilirler ama mücadelelerini yükseltmeleri ve ileriye taşımaları için iyi bir referans olarak gördüklerine inanıyorum. Özellikle bir Amazighler, Kürtler gibi ülkeler arasında bölündüğü için bize tamamen uyar, ve yol gösterici rolünü oynuyor.

Dünya, Türkiye’nin Rojava saldırılarına karşı neden bu kadar sessiz kaldı?

Buna tek bir cümle ile cevap vermek istiyorum: Kürtlerin DAİŞ barbarlarına karşı verdikleri onurlu mücadeleye karşı batı dünyasının ikiyüzlülüğü ve sahtekarlığı. Batılı güçler kendi çıkarları temelinde bir düzen kurmuşlar. Bu düzen ve rahatlıklarının bozulmasını istemiyorlar. Bunlar için Kuzey Afrika’da neler yaşanıyor, Ortadoğu’da neler yaşanıyor çok da önemli değil. Sivillerin katledilmesi insan haklarının ayaklar altına alınması ikinci planda gelir. Bu sessizliklerini ve yüzsüzlüklerini böyle yorumlamak gerekiyor. Türkiye, Avrupa’ya, ‘eğer siz işime karışırsanız bende tüm teröristleri Avrupa’ya gönderirim’ şantajı. Avrupa’nın şu ana kadar bu şantaja boyun eğdiği gözüküyor.

Dünyanın bu sessizliğine karşı devrimci ve demokratlara ne tür görevler düşüyor?

Öncelikle eylem ve etkinlikler geliştirilmeli. Türkiye’nin Kürtler özellikle Rojava üzerindeki işgal emellerini ve Kürtleri katletme istemini basında teşhir ederek kamuoyunu bilgilendirmiş oluruz. Uluslararası enternasyonalizmi harekete geçirerek Türkiye’nin planlarını boşa çıkarmış oluruz. En büyük hayalim gerek Kanarya Adaları‘nda gerekse Kuzey Afrika’da Amazighler ve Kürdistan’da Kürtler bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları. Özgürlüklerine kavuştuktan sonra iki halk arasında kardeşlik bağları daha da güçlenir. Amazighler ve Kürtler kimseden bir şeyler istemiyorlar. Bu uğurda verdikleri mücadele de kutsaldır. Bu haklı mücadeleye her bireyin destekleme ve omuz verme gibi bir sorumluluğu var.

Kaynak:yeniozgurpolitika